25 Mart 2009 Çarşamba

MAKYAJ YAPMA TEKNİKLERİ

Doğru makyaj nasıl yapılır?

Kozmetik, bakımlı ve güzel görünmekten vazgeçemeyen bayanların en fazla önem verdiği alanlardan bir tanesidir. Makyaj yaparken doğru ürün kullanarak daha güzel görünmek ve yüzünüzde ön plana çıkmasını istemediğiniz noktaları örtmek mümkün.

Kadınların kimi ara sıra, kimi günün her saati, kimi bolca, kimi ise belli belirsiz ama illaki makyaj yapar. Elbette, makyajın vazgeçilmez beşlisi de yakından tanınır; fondöten, pudra, allık, rimel ve ruj. Peki bunları doğru uygulama teknikleri nelerdir? Renk seçiminde nelere dikkat etmek gerekir?

İşte profesyonellerden makyaj sırları...

Yüzünüze pürüzsüzlük sağlayan fondöten, yüzünüzü makyaja hazırlar. Bu nedenle, düzgün görünümlü bir ten ve makyajda başarılı bir sonuç için fondöten seçimi çok önemli. Kullandığınız fondötenin yapısı ve rengi, cildinizin tipine ve rengine uygun olmalı. Cilt renginizden daha açık bir fondöten rengi seçmek akıllıca olacaktır.

Fondötende her zaman dikkat edilmesi gereken bir husus da, fondötenin temiz ve nemlendirilmiş cilde uygulanması. Kompakt fondöten dışında tüm fondötenleri sürerken parmak uçlarının kullanılması gerekiyor. Elin ısısı fondötenin akıcılığını artırdığı için hem cilde yedirmek daha kolay olur, hem de dayanıklılığı artar. En önemlisi daha doğal bir görünüm sağlar.

Fondöteni alnınıza, burnunuza, yanaklarınıza ve çenenize benek benek sürün. Az miktarla başlayın, gerekirse ilave edin. Makyajda fondötenin çok miktarda kullanılması, sürülmeyi zorlaştıracağı gibi maske etkisine de sebep olur. Cildinize parmaklarınızla basınç uygulayarak, ortadan kenarlara doğru tüm yüzünüze yayın. Boyun ve kulaklara doğru rengi iyice yedirin. Yüzde renk bütünlüğü sağlamak için göz kapaklarınızın üzerine ve gözün alt kısmına da (kirpiklere değmeden) sürün. Profesyonel bir sonuç istiyorsanız, nemli bir süngerle yüzün dışına doğru fondötenin üzerinden geçin. Diğer uygulamalara geçmeden önce fondötenin cildinize iyice oturması için bir süre bekleyin. Fondöteni yeni sürmenize rağmen sivilce veya göz altı halkaları tam kapanmamış olabilir. Kapatıcı concealer ile bu hataları düzeltmek gerekir.

Teni matlaştıran pudra bütünlük sağlar

Makyajın vazgeçilmezlerinden bir tanesi de pudradır. Teni matlaştırır, bütünlüğü sağlar ve fondöteni sabitler. Pudranın 2 türü vardır. Toz pudralar çok ince ve hafif bir yapıya sahipken, fondöteni matlaştırır ve şeffaf bir görünüm sağlar. Kompakt pudralar ise, taşınma ve kullanım kolaylığından dolayı daha çok tercih edilir. Makyajı sabitlemek ve gün boyu rötuş yapmak için idealdir. Toz pudralara göre daha yoğun bir sonuç verirler.

Toz pudra kullanıyorsanız, uygulama için pudra ponponu tercih edin. Ponpon yoksa, bir pamuk pedin arasını açıp biraz toz pudra koyarak geçici bir ponpon yapabilirsiniz. Pudrayı hafif vuruşlarla tüm yüzünüze uygulayın. Daha sonra, büyük bir fırçayla fazlalıkları alın.

Kompakt pudra için fırça kullanmak en uygunudur. Pudrayı uygularken fırçayı yüzünüzde hızlı hareketlerle sağdan sola ve yukarıdan aşağıya dolaştırın. Böylece pudra yüzünüze eşit olarak dağılacaktır.

Allık, yüze mutlu bir görünüm verir ve cilde canlılık kazandırır. Göz ve dudaklar arasındaki renk dengesini koruduğu için seçtiğiniz rengin ruj renginizle uyumuna özen gösterin. Allığı uygularken gülümseyin ve yanağınızın en yüksek noktasına sürün. Yoğun görünmemesi, ayrı bir bölüm gibi durmaması için rengi azar azar ve fırçadaki fazlalıkları üfleyerek uygulayın. Yüzün dışına doğru, dairesel ve hafif hareketlerle uygulamayı sürdürün. Görünümde bütünlük sağlamak için fırçanızı burun ucu, çene ve alnınıza da hafifçe dokundurun. Renginiz çok koyu veya yoğun kaçtıysa ten renginizden daha açık bir pudrayla yoğunluğu azaltın.

Rimel yorgun görünümü yok eder

Rimel, bakışlarınıza yoğunluk, anlam ve güç kazandırır. Yorgun görünümü bir anda yok eder ve canlılık verir. Seçtiğiniz rimelin özelliğine göre kirpiklerinizi uzatabilir, kıvırabilir ya da onlara hacim kazandırabilirsiniz. Rimelinizin fırçasını düzenli olarak temizleyin. Böylelikle daha önceki kullanımlarınızdan kalmış olan artıklar kirpiklerinizin üzerinde topçuklar oluşturmaz. Rimelin iyi tutması için kirpikleriniz temiz ve kuru olmalı. Eğer lens kullanıyorsanız, rimeli sürmeden önce lenslerinizi takmayı unutmayın. Uygulamaya üst kirpiklerden başlayın. Aşağıdan yukarı yani köklerden uçlara doğru fırçayı sürekli döndürerek ilk katı sürün. Kirpiklerinizin kurumasını bekleyin, daha sonra ikinci katı uygulayın. Alt kirpiklerinize hacim kazandırmak istiyorsanız, fırçayı kirpik diplerinde yatay olarak gezdirin. Eğer uzun görünsünler istiyorsanız, fırçayı dik olarak tutup kirpikleri tek tek boyayın. Kirpik fırçasıyla fazlalıkları alın ve kirpikleri birbirlerinden ayırın.

Makyajı tamamlayan son dokunuş rujdur. İyi uygulanmış bir ruj yüzünüzü anında canlandıracak hatta gözlerinizin parlaklığını bile vurgulayacak güçtedir. Renk seçiminiz zevkinize, kıyafetinizin rengine ya da moda renklere göre değişse de, dudaklarınızın biçimini de göz önünde bulundurmalısınız. Dudaklarınız dolgunsa, yumuşak tonlarda mat rujları tercih edin. İnce ise, koyu renkli parlak rujlar kullanın. Süreceğiniz ruja uygun renkte bir dudak kalemiyle ortadan uçlara doğru dudaklarınızı çevreleyin. Dudak kaleminizin ucu iyice açık olmalı. Dudağınızın her tarafını kalemle doldurun. Böylece hem rujunuzun ömrü uzayacak, hem de silinmeye başladığında dudaklarınız cansız görünmeyecektir. Ardından pudra ile dudaklarınızın üstünden geçin. Artık rujunuzu sürebilirsiniz. Uygulamayı fırçayla yaparsanız daha iyi sonuç alırsınız. Kalıcılığını artırmak için ilk katı sürdükten sonra fazlasını kağıt mendille alın ve ikinci katı sürün. Son olarak, ışıltılı görünüm için dudaklarınızın tam ortasına renksiz bir parlatıcı dokundurun.

Yorum (0) :: Bağlantı

NİŞANLIK TUVALETLER



















ABİYE KIYAFET





BİTKİLERİN FAYDALARI

Bitkilerin Faydaları

ADAÇAYI Gaz giderici
AHUDUDU Kan temizleyici, idrar söktürücü
ANASON Hazımsızlık
ASMA Sarılık ve ishal
AVOKADO Hücre koruyucu
AYVA İshal ve dizanteri
BADEM Bedensel ve ruhsal yorgunluk
BAKLA İdrar yolları rahatsızlıkları
BAMYA Halsizlik
BEZELYE Sinirsel rahatsızlıklar
BROKOLİ Kanser önleyici
BUĞDAY Kanser önleyici
ÇAM FISTIĞI Verem ve Akciğer Hastalıkları
ÇİLEK Boşaltım sistemi
ÇÖREKOTU İştah kaybı
DEFNE Ateş düşürücü
DOMATES Kanser önleyici
DUT İdrar söktürücü
EBEGÜMECİ Göğüs ağrıları
ELMA Kabızlık
ENGİNAR Üre ve Kolesterol
FESLEĞEN Öksürük
FINDIK Bedensel ve ruhsal yorgunluk
GREYFURT Kolesterol
HAVUÇ Kalp
ISIRGAN Kanamalar
ISPANAK Kanser önleyici ve göz
İNCİR Barsak Sorunları
KARANFİL Dezenfektan
KEKİK Barsak iltihabı
KIRMIZI BİBER Bağışıklık sistemi
KİRAZ Ağrı kesici
KİVİ Sindirim sorunları ve kabızlık
KUŞBURNU Raşitizm
KUŞKONMAZ Hazımsızlık
LAHANA Kanser önleyici
MANTAR Bağışıklık sistemi
MARUL Kemik erimesi
MAYDANOZ İdrar söktürücü
MISIR Enerji verici
MUZ Adet sancısı
NAR İshal
NOHUT Süt üretici
PATATES Kabızlık ve halsizlik
PIRASA İdrar söktürücü
PORTAKAL Kanser önleyici
SALATALIK Deri ve Kabızlık
SAHLEP Öksürük
SOĞAN VE SARIMSAK Yüksek Tansiyon ve Kalp
SOYA Hücre yenileme
TARÇIN Ruhsal sıkıntılar
TERE İştah kaybı
TURP Böbrek ve karaciğer
ÜZÜM Kan temizleyicisi
VİŞNE İshal
YER ELMASI Kabızlık
YOĞURT Bağışıklık Sistemi
ZENCEFİL Barsak Bozukluğu, İştah Kaybı
ZEYTİN Karaciğer, Yüksek Tansiy
on

Yorum (1) :: Bağlantı

CİLT MASKELERİ

Porselen Gibi Bir Cilt İçin

Bir tatlı kaşığı kil, bir tatlı kaşığı mısır unu, bir çay kaşığı kadar el kremi biraz ılık su boza kıvamına getirilir.. Temiz cilde sürülür, kuruyana kadar beklenir.. Kuruduktan sonra artan maskeden elinize alıp yüzünüzdeki maskeyi onunla ovarak çıkarıyorsunuz.. Yalnız cildinizi çok hırpalamadan..

Yumurta Akı Maskesi

1 yumurtanın akına bir limonun kabuğunu ince rendeleyin ve krem kıvamına gelinceye kadar karıştırın.Gerekli olursa biraz daha limon kabuğu rendesi koyabilirsiniz. Hazırladığınız karışımı banyodan bir saat önce cildinize masaj yaparak iyice yedirerek sürün.

Domates Maskesi

1 adet doğranmış domates, 1 çay kaşığı limon suyu, 1 yemek kaşığ yulaf ezmesi .Tüm malzemeleri karıştırıp, blendır'dan geçirin. Sonra yüzünüzdeki lekelerin üzerine, ince bir tabaka halinde sürün. 10 dakika beklettikten sonra ılık suyla durulayarak temizleyin.

Lekeler için;

Malzemeler
1 çay kaşığı üzüm sirkesi
1 çay kaşığı limon suyu
1 çay kaşığı su
Malzemeler karıştırılır sabah akşam cilde kompres yapılır.

Malzemeler
2 çay kaşığı sirke
1 çay kaşığı limon suyu
1 çay kaşığı su
Malzemeler karıştırılır cilt her gece pamukla silinir. Sabah yıkanır.

Lekeler İçin
Buzdolabında kalmaktan dolayı sararmış olan bir salatalığı ikiye bölüp lekeler ovulur lekelerin ne kadar açıldığını göreceksiniz. Bunu her gün ya da haftada 3 gün yapabilirsiniz.

Yaz aylarında oluşan çil ve lekeler için
Bir çorba kaşığı pirinci bir su bardağı light sütte pişirip tülbentten geçirin. Her akşam yüzünüze kompres yaparak uygulayınız. Buna kür halinde devam edin.

Yorum (0) :: Bağlantı

MANTI TARİFİ





1. hamur malzemeleri:

  • 2 su bardağı un
  • 1 yumurta
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • ılık su
  1. iç malzemeleri::
    • 400 gr kıyma
    • 4 kuru soğan
    • 1 tatlı kaşığı tuz
    • 1 tatlı kaşığı karabiber
  2. çorba malzemeleri:
    • 25 yemek kaşığı tereyağı
    • yarım yemek kaşığı biber salçası
    • yarım yemek kaşığı domates salçası
    • 15 litre kaynamış su
    • 1 tatlı kaşığı tuz
    • 2 su bardağı soğuk su

hamurun hazırlanması:
1. 2 su bardağı un 1 yumurta ve 1 tatlı kaşığı tuzu geniş bir kaba alın. azar azar ılık su ekleyerek oldukça sert bir hamur yapın.
2. hamurun üzerini kapatıp içi hazırlayana kadar dinlendirin.
için hazırlanması:
1. 4 soğanı rondoda incecik kıyın. 400 gr kıyma 1 tatlı kaşığı tuz ve bir tatlı kaşığı karabiber (isterseniz biraz da kırmızı biber) ile karıştırıp köfte harcı gibi yoğurun.
mantıların yapımı:
1. hamuru beze haline getirin. eğer çok büyük açamayacaksanız 2 beze yapın.
2. hamuru yarım mm kalınlığında (oldukça ince / börek yufkasından biraz daha kalın) açın. açtığınız hamuru 1-15 cm'lik şeritler halinde kesin. bu şeritleri üstüste koyup 15 cm'lik karelere kesin.
3. kıymalı içten parmağınızın ucuyla alıp karelerin ortasına koyun. mantıları bohça gibi veya iki uçları verev gelecek şekilde kapatın.
çorbanın hazırlanması:
1. 25 yemek kaşığı tereyağını yarım yemek kaşığı biber salçasını ve yarım yemek kaşığı domates salçasını geniş ve derin bir tencereye koyun.tereyağı eriyene kadar kavurun.
2. tencereye 15 litre kaynamış suyu ekleyin ve 1 tatlı kaşığı tuz atın. su kaynayınca mantıları ilave edin. tahta bir kaşıkla (yapışmasınlar diye) hemen karıştırın. mantılar pişene kadar 1-2 kez daha karıştırın. (tencerenin ağzını hiç kapatmayın.)
3. mantılar pişince tencerenin altını kapatın. mantıların üzerlerine diri kalmaları için 2 su bardağı soğuk su ekleyin.
4. mantıları suyuyla birlikte tabaklara alıp sarımsaklı yoğurt ve sumakla servis yapın.
not: diğer yönteme göre yapacaksanız mantıları sade suda haşlayın. sularını süzdürüp tabağa alıp yoğurt ekleyin. üzerlerine de tereyağı+ kırmızı biber ile hazırlanmış sostan gezdirin.
Yorum (0) :: Bağlantı

ÇOK ŞIK ÇANTA MODELLERİ








Yorum (0) :: Bağlantı

KADINLAR AŞKTA NEYİ İSTER

KADINLAR NE İSTER





Kadınlar karşısındaki erkekte doğruluk, dürüstlük yüreklilik ister. Kadınlara göre az, erkeklere göre çok şey ister.

- Kadınlar, sevgi, sadakat, tutku, ilgi şefkat, tatlı söz, mutlu bakışlar ister. Kadınlar iyi bir koca, eşine, ailesine bağlı koca ister. Onu sevecek, koruyacak, dertleşecek adam gibi adam ister.

- Kadınlar ilgi ve güven ister. Dünyadaki en özel kişi gibi hissetmek isterler kendilerini.

- Kadınlar karşılık görmek ister#8230;

- Kadınlar şiddet görmemek ister, saygı ister, 2. plana atılmamak ister. Daha da önemlisi cinsel obje olarak tanınmamak ister.

- Kadınlar para ister.

- Kadınlar aşık olduğu adamdan onu tutkuyla sevmesini ister…

- Kadınlar güzel görünmek ister.

- Kadınlar parayla saadet olmayacağını bilir fakat parasız da aşk olmayacağını bildikleri için kadınlar paralı erkek ister.

- Kadınlar ne olursa olsun, her zaman için daha fazlasını ister…

- Kadınlar ne istediklerini bilmezler. Bugün tatlı bir gülücük bile onları mutlu ederken, yarın ne gülüyorsun diye kavga çıkarabilirler…

- Kadınlar, bazen o kadar çok şey isterler ki, ne istediklerini kendileri bile unuturlar.

DENGELİ BESLENME

Güne kahvaltısız başlamayın"

Kahvaltı günün en önemli ama aynı zamanda da, modern şehir hayatı içinde en çok ihmal edilen öğünü.


Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez, kahvaltının günün en önemli öğünü olduğunun altını çizerek, "Güne kahvaltı etmeden başlanıldığı takdirde ne kadar özen gösterilirse gösterilsin diğer öğünler ve atıştırmalarla günlük beslenme ihtiyacımız karşılanamaz" dedi.

Nestle'nin The House Cafe'de düzenlediği ve günün en önemli öğünü olan kahvaltının yararlarının anlatıldığı toplantıda konuşan Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez güne dinç, sağlıklı ve enerjik başlamanın yolunun kahvaltıdan geçtiğini kaydederek, "Sabahları kahvaltı yaptığımız takdirde, vücudumuzun gün boyu alması gereken enerjinin temelleri de atılmış olur. Kahvaltıda, lif bakımından zengin ve yağ oranı düşük yiyecekler tüketildiğinde, vücudumuza gün boyu dinçlik ve dinamizm aşılayacak besin öğeleri de alınmıştır" şeklinde konuştu.

Günlük beslenme ihtiyacı karşılanamaz
Kahvaltı yapıldığı takdirde bunun vücuda büyük getirileri olacağının altını çizen Selahattin Dönmez, "Kahvaltı yaptığımızda, ilk olarak kan şekerimiz yükselir, vücut kaslarımız çalışır ve bizi gün boyu ayakta tutacak fiziksel enerji sağlanmış olur. Ancak günün en önemli öğünü olan kahvaltı atlandığı takdirde diğer öğünler ve atıştırmalarla günlük beslenme ihtiyacımızı karşılayamayız" ifadelerini kullandı.

Düzenli olarak her sabah kahvaltı yapmanın, öğrenme, dikkat, verimlilik ve aynı zamanda fiziksel dayanıklılığı son derece olumlu etkilediğini vurgulayan Dönmez, "Araştırmalar, kahvaltı yapmayan kişilerin öğrenme yeteneklerinde azalma, belleklerinde zayıflama, günlük işler ve performanslarında düşme ve çevreye karşı ilgide azalma görüldüğünü göstermektedir. Yapılan araştırmalar sonucu kahvaltı yapan öğrencilerin kahvaltı yapmayanlara göre daha başarılı oldukları kanıtlanmıştır" dedi.

İdeal kahvaltısı nasıl olmalı?
Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez, lezzetli ve sağlıklı bir kahvaltı için bir takım gereklilikler olduğunu dile getirerek, "Karbonhidrat, protein, lif, mineral ve vitamin bakımından zengin ve az yağlı besinlerin tercih edilmesi gerekir. Kahvaltılık gevrekler içerdikleri enerjiyi ve karbonhidratları vücuda yavaşça aktarırlar. Böylece günün ilerleyen saatlerinde yemek yeme arzusu, abur-cubura yönelme eğilimleri ortadan kalkar, kan şekeri seviyemiz normal seviyesini korur. Lif oranı yüksek kahvaltı, doyurur ve açlık hissini bastırır. Bunlara ek olarak, temel vitamin ve minerallerle güçlendirilmiş kahvaltılık gevrekler, kilomuzu korurken, ihmal ettiğimiz temel besin maddelerini almamızı sağlar. Tahıl gevreği ile birlikte karışık beslenen bireylerin ayrıca vitamin ve mineral desteğine ihtiyaçları olmayacaktır. FDA (Amerika Gıda ve İlaç Kurumu) az yağlı süt ile hazırlanmış tahıl gevreğinin kalp ve damar hastalıkları açısından koruyucu olduğunu bildirmektedir" şeklinde konuştu.

Lif bakımından zengin besinlerin başında ceviz, fındık gibi sert kabuklu yağıl tohumların geldiğini hatırlatan Uzman Diyetisyen Dönmez, "Bunların yanı sıra; kepeği ayrılmamış tahıl taze sebze ve kabuklu meyveler ve kuru baklagiller gelmektedir. Araştırmalar yüksek oranda lifli gıdalar tüketenlerin, kan kolesterol ve kötü huylu kolesterol (LDL) düzeylerinin düşük olduğunu ve özellikle işlenmemiş tahıldan elde edilen kahvaltılık gevreklerin kroner kalp hastalığına karşı koruyucu etki sağladığını ortaya koymaktadır" açıklamasını yaptı.

Sindirim sistemine yararları
Diyet lifinin sindirim sistemine de yararlı olduğuna dikkat çeken Dönmez, "Diyet lifi, bağırsakta fermantasyona uğrar ve suyu tutarak kabızlığı önler. Böylece sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Aynı zamanda lifler bağırsaktaki kanser yapıcı maddeleri yapılarına bağlayarak vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar ve kolon kanser riskini azaltır. Ayrıca, östrojen metabolizmasını düzenleyerek kadınları göğüs kanserinden de korur. Şeker hastaları tarafından diyetle alınan yüksek oranda lifin, daha uzun sürede emilmesi nedeniyle kan şekerini daha düşük seviyede kontrol altına aldığı da bilinmektedir" şeklinde konuştu.

Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez, Türkiye'de okul öncesi ve ilköğretim eğitimi gören öğrenci sayısının 12 milyonu geçtiğini hatırlatarak, "Ne yazık ki, okul öncesi çocukların yüzde 16'sının beslenmesi bozuktur. Bu yüzde 14-25'i yaşıtlarına göre daha zayıf ve kısa boyludur. Okul çağındaki çocukların ise yüzde 17-35'inden fazlasında kansızlık (anemi) görülmektedir. Öğrencilerin beslenme alışkanlığı incelendiğinde yüzde 60-85'inin sabah kahvaltı yapmadığı gözlemlenmiştir. Bu çocukların yüzde 25-43'ü kahvaltıda simit, gofret, çikolata, sandviç gibi besinler tüketmektedir" dedi.

Derse devamsızlık oranı azalıyor
Kahvaltı yapan öğrencilerin derste daha katılımcı olduklarını ve okuldaki disiplin sorunları yüzde 50 azaldığını belirten Uzman Diyetisyen Dönmez, "Dolayısıyla ders dinlemeye ve öğrenmeye daha çok vakit kalıyor. Belirli bir zaman sonra ise, matematik notları yüzde 16'ya kadar, okuma notları yüzde 10'a kadar artabiliyor. Öğrenciler karın ve baş ağrılarından daha az şikayet ediyor. Kahvaltı etmeyen öğrenciler konsantre olmakta zorlanıyor, huzursuz oluyor ve huzursuzluk yaratabiliyor. Kahvaltı etmeyen öğrencilerin kan şekerleri karbonhidrat, protein, lif, mineral düşük çıkıyor ve daha çabuk yoruluyorlar. Kahvaltı eden öğrenciler daha uzun konsantre oluyor ve daha çok bilgi öğrenebiliyor. Yaramazlık yapmıyor ve dersi devamsızlık oranı azalıyor ve daha yüksek notlar alıyorlar" şeklinde konuştu.

Vitamin yetersizliğine dikkat
Türkiye'deki 0-5 yaş grubu çocuklarda, okul çağı çocuk ve gençlerde, yetişkin kadın ve erkeklerde, yaşlılarda vitamin yetersizlikleri görüldüğünü anlatan Dönmez, "Demir eksikliği anemisi önemli bir halk sağlığı sorunudur: 0-5 yaş grubu çocukların yüzde 50'si, okul çağı çocukların yüzde 30'u, gebe ve emzikli kadınların yüzde 50'si kansızdır" dedi. Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez, demirin insan metabolizmasına büyük yararları olduğunu kaydederek, "Kanda oksijenin dokulara taşınması, bağışıklı sistemi, bilişsel performans için gereklidir. Yetersizliğinde, demir eksikliği anemisi oluşur. Anemik bireylerde baş dönmesi, yorgunluk, iştahsızlık, tırnak incelmesi, kısa nefes alıp verme oluşur. Demirden en zengin besinler, kırmızı et, tavuk, balık ve hindi etidir. Bunu dışında kuru meyveler, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, fındık ve fıstık da demir açısından zengin besinlerdir. Demirin diyette daha iyi emilmesi için C vitamini kaynağı ile tüketilmesi gerekir" açıklamasında bulundu.
Yorum (0) :: Bağlantı

JAPON YEMEKLERİ

Bir ülkeyi daha iyi tanıyabilmek için o ülkenin yemeklerinden yemek lazımdır. Bir ülkenin yemekleri o ülkenin ulusal karakterini, lezzet tercini, estetik anlayışını, hayat biçimini vb. gösteren öğelerden biridir. Bu sebeptendir ki Yemek Kültürü denilir.

Japon mutfağı deyince insanların ilk aklına gelen sushi olur fakat aslında, tempura, sukiyaki, udon, okonomiyaki, soba, rağmen vb. yemekleri ile çok çeşitli ve zengin bir mutfaktır. Aşağıda Japon mutfağından sizler için seçtiğimiz bazı önemli yemekleri ve kısa açıklamalarını bulacaksınız.

Japon mutfağı deyince pirincin önemini vurgulamadan geçmek olamaz. Biz Türklerdeki ekmek kültürü neyse Japonlarda da pirinci aynı şekilde görebiliriz.Bunun yanında bir ada ülkesi olması dolayısı ile balık ve deniz ürünleri, birçok kültürün Çin'den gelmesinden dolayı da Çin mutfağının etkileri de oldukça hissedilebilir.

Birçok kaynak Japonların uzun yaşamalarını yemek adetlerine bağlamaktadır. Japon mutfağını yakından incelediğinizde bunda oldukça büyük bir gerçek payı bulabilirsiniz. Buna başlıca örnek vermek gerekirse Japonlar doğaya olan bağlılıklarından dolayı mümkün olduğunca yemeklerinde kullandıkları malzemelerin doğal özelliğini bozmamaya gayret ederler.

Aşırı baharatlı, tuzlu veya tatlı yemeklere Japon mutfağında rastlamanız oldukça nadirdir. Japonya'da bir restorana gittiğinizde en zor bulacağınız şet tuz olacaktır, genelde Japonlar bizlerin tuz serptiğimiz yerlerde soya sosu kullanırlar. Aynı şekilde bir Japon için Türk tatlılarımız aşırı tatlı olması sebebi ile bir işkenceye dönüşebilir... (THY'nin Japonya uçuşlarında baklavayı kaldırmasını şiddetle tavsiye ederim).

Japon yemekleri biz Türkler için ilk başta oldukça lezzetsiz, tatsız gelebilir, fakat eğer alışırsanız inanıyorum ki vazgeçemeyeceğiniz yemekler arasında baş sıraya girecektir.

bullet


Pirinç Pilavı (Gohan)
Pirinç pilavı Japonya'da öğlen ve akşam yemeklerinde yan yemek, sabah kahvaltısında ise çiğ yumurta ve soyu sosu (tamago-kake-gohan), natto veya diğer soslar ile karıştırılarak ana yemek olarak yenir. Japon pilavı yağ, tuz veya diğer tatlandırıcılar konulmadan sadece haşlanarak yapılır ve genelde yemeğin yanında veya sonunda servis edilir.

bullet


Miso Çorbası
Miso çorbası sabah, öğlen ve akşam yemeklerinde yan yemek olarak gelir. Miso adı verilen, ezilmiş soya fasulyesi macununun sıcak su ile karıştırılması ile hazırlanır. İstenirse içine nori, yeşil soğan gibi tatlandırıcılar da konulabilir.

bullet


Sushi
Sushi birçok kişinin düşündüğünün aksine "çiğ balık" değil sushi sirkesi ile hazırlanmış sushi pilavı yemekleridir. Ve birçok değişik sushi çeşitleri mevcuttur.

bullet


Sashimi
Sahimi çeşitli çiğ balıklardan hazırlanan bir yemektir, doğru ve taze balık ile hazırlanmış ise tadına doyum olmaz. Genelde soya sosu ve wasabi (yaban turpundan yapılan çok ama çok acı bir çeşit macunsu tat verici) karıştırılıp bu karışımın içine batırılarak yenir.

bullet


Onigiri
Onigiri için Japon sandviçi ifadesini kullanırsam sanırım yanılmış olmam. Etrafı nori (kurutulmuş yosun) ile kaplı sushi pilavından yapılan ve ortasında umeboshi (turşusu yapılmış Japon eriği), karides, tavuk, ton balığı, somon balığı vb. bulunan oldukça popüler bir yiyecektir.

bullet


Domburi
Üzerinde tempura (tendon), dana eti (gyudon), yumurta ve tavuk (oyakodon), tonkatsu (katsudon) gibi yiyecekler bulunan ve büyükçe bir kase ile servis yapılan bir yemek çeşididir.

bullet


Kare Raisu
Köri sosu ile yapılan içinde tavuk, havuç, patates olan ve istenirse üzerine tonkatsu vb konularak da yenilen bir yemektir. Köri orijin olarak Hindistan'dan gelmedir fakat, yüz yıldan fazladır Japon mutfağında kullanılmaktadır.

bullet


Soba
Soba, kara buğday ve buğday unundan yapılan geleneksel bir Japon yemeğidir. Makarna gibi incedir, çeşitli ekler ile sıcak veya soğuk olarak yenilir.

bullet


Udon
Udon'da aynı soba gibi servis yapılır. Buğday unundan imal edilir. Fakat soba'dan daha kalın ve daha açık renktedir.

bullet


Ramen
Ramen için ben Japonya'nın "döner ekmeği" ifadesini kullanacağım. Aslen Çin'den gelmiştir, fakat Japonya'da o kadar popülerleşmiştir ki Japon mutfağının vazgeçilemez bir parçası olmuştur.

bullet


Yakitori
Sözlük anlamı "tavuk ızgarası" demektir. Tavuğun çeşitli parçaları ve organları küçük şişlere dizilerek ve tatlı bir sosa batırılarak yapılır.

bullet


Tempura
Tempura ekmek kırıntılarına batırılmış deniz mahsulleri, sebze veya mantarların tavada kızgın yağ ile kızartılması ile yapılır. Orijin olarak 16. yy.da Portekizliler tarafından Japonya'ya gelmiş fakat bütün dünya da Japon yemeği olarak ün salmıştır.

bullet


Okonomiyaki
Bu yemeğe ise un, lahana, et, deniz mahsulleri ile hazırlanan bir tür Japon pizzası diyebiliriz. Restoranlarda genelde size hamurunu ve malzemelerini ayrı ayrı getirirler, ve siz masada bulunan ızgara üzerinde kendi keyfinize göre karıştırıp hazırlar ve yersiniz. Eğer Japonya'da Kansai bölgesine giderseniz mutlaka bir okonomiyakiciye uğramanızı şiddetle tavsiye ederiz.

bullet


Gyoza
Gyoza bizim mantımıza çok benzer. İçerisinde bol sarımsak, çeşitli sebzeler ve et karışımından bir malzeme bulunan hamurun ızgarada kızartılması ile yapılır. Gyoza da Japonya'ya Çinden gelmiş yemektir.

bullet


Sukiyaki
Sukiyaki masa üzerine bir ısıtıcı, onun üzerine de kaynar su ile dolu bir tencere koyarak servis yapılır. Malzemeler (ince kesilmiş et, çeşitli sebzeler, mantarlar ve tofu) çiğ olarak gelir. Yiyecek kişiler bu malzemeleri masadaki kaynar suya batırıp ısıtır ve ellerinde bulunan içinde çiğ yumurta olan kaseler batırarak yerler.

BEBEKLERDE GAZ VE KABIZLIK SORUNLARI






İlk aylarda karşılaşılan gaz ve kabızlık sorunları son derece doğaldır. Özellikle yeni doğan bebeklerde barsakların tam gelişmemiş olması nedeniyle gaz sancısına sıkça rastlanır. Anne sütü ile beslenen bebekler için annenin beslenmesine dikkat etmesi, gaz yapacak besinlerden kaçınması (lahana, karnıbahar, bakliyat, portakal, mandalina, limon, çiğ soğan, sarımsak, fındık) kısmen çözüm olabilir. Her beslenmeden sonra bebeğin gazı mutlaka çıkarılmalıdır.

Gaz sancısı çeken bebeklerde bitki karışımları rahatlatıcı ve gaz sancılarını giderici etki gösterir. Yapılan bilimsel bir araştırmanın sonucunda bitki karışımlarının gaz sancısını %57 oranında azalttığı bilinmektedir (Journal of Pediatrics, 1993). Bu çalışmada, gaz sancısı; kullanılan bitki karışımı ile belirgin bir azalma göstermiştir. Rezene ve papatya bitkilerinin bebeklerin gazını rahat çıkarmasına yardımcı olduğu ve rahatlatıcı etkilerinin olduğu bilinmektedir. Bu bitki özlerinden özel olarak bebekler için hazırlanmış çaylar, doğumdan itibaren beslenme aralarında ve sonralarında bebeğe istenilen sıklık ve miktarlarda verilebilir ve hiçbir yan etkisi yoktur. Tamamen doğal olan bu çaylar bebeğinizin gaz giderici kimyasal sentetik maddelerle karşılaşmasını önler.

Anne sütü ile beslenen bebeklerde kabızlık sık rastlanan bir sorun değildir. Bebeğin 3-4 günde yaptığı sert dışkıyı kabızlık olarak tarif edebiliriz. Böyle bir durumla karşılaşırsanız doktorunuzla konuşmalısınız.

Biberon maması kullanımı sırasında karşılaşılan gaz ve kabızlık sorunlarını; bu sorunlara çözüm bulmak için geliştirilmiş prebiyotik lifler* içeren kısmen hidrolize biberon mamaları kullanarak çözebilirsiniz.

Prebiyotik Lif : Anne sütünün yapısında bulunan, çözünmeyen, barsakta sindirilen besinsel liflerdir. Bu lifler barsakta yararlı bakterilerin artmasını sağlayarak bebeğin bağışıklık sistemini destekler aynı zamanda rahat ve kolay dışkılamaya yardımcı olur.

KUSMA SORUNLARI

Sindirim sisteminin tam olgunlaşmadığı ilk aylarda sütün bir kısmını geri çıkarma çok sık rastlanılan bir durumdur. Kusma sorunu bebeğin kilo almasına engel olmuyorsa endişelenmenize gerek yoktur. Kusmayı engellemek amacıyla içlerine doğal bir lif eklenmiş kusmayı azaltan AR mamalar kullanılabilir.
Normalde kusma sorunu olmayan bir bebek aniden çok yoğun ve fışkırtırcasına kusmaya başlamışsa mutlaka doktorunuza danışmalısınız.

İSHAL

Anne sütü ile beslenen bebekler sık ve sulu dışkı yapabilirler. Bu durumu ishalle karıştırmamak gerekir. Bebeğin aniden başlayan çok sık ve sulu dışkısı varsa ve buna kusma da eşlik ediyorsa mutlaka doktorunuza danışmalısınız.

İshal döneminde bebeğin ihtiyaçları farklı olacağından bu döneme yönelik ishal mamaları kullanılabilir.

ALLERJİ

Anne sütü alan bebeklerde alerji problemi görülmez. Anne veya babasında alerji sorunu olan bir bebek alerji riski altında doğar. Besin alerjileri çok farklı şekillerde kendini gösterebilir. Yumurta, balık, portakal, çilek, muz, fındık alerjen besinler arasında sayılabilir.
Biberon maması kullanımında ortaya çıkan bir alerjik durum söz konusu ise uygun bir alerji maması doktor tavsiyesi ile kullanılabilir.

Ek besin döneminde de her ek besine teker teker başlamak suretiyle herhangi bir alerjik durum görülürse bunun hangi besinden kaynaklandığını ayırt etmek mümkün olur. Genellikle deride kızarıklık, ishal, tekrarlayan üst solunum yolları enfeksiyonları alerjik kökenli olabilmektedir.

ERKEN DOĞAN VE DÜŞÜK DOĞUM AĞIRLIKLI BEBEK

Zamanından önce ve düşük doğum ağırlıklı dünyaya gelen bebeklerin daha özel bir bakıma ihtiyaçları vardır. Prematüre doğan bebeklerin zamanında doğan bebeklere göre besin ihtiyaçları da farklıdır. Bu bebeklerin daha fazla enerji, protein ve mineral ihtiyaçları vardır. Ve bu amaçla anne sütünü zenginleştirici mamalar kullanılabilir. Eğer anne sütü verilemiyorsa özel prematüre mamaları tercih edilmelidir. Bebek yaklaşık 3,5 kg oluncaya kadar prematüre bebek mamalarına devam edilmelidir.

YETERSİZ BESLENME

Bebeklik döneminde diş çıkarma, hastalık vb. durumlarda bebek normal beslenmesi ile günlük besin ve enerji ihtiyacını karşılayamayabilir. Ayrıca yetersiz beslenmenin sebebi çeşitli sağlık sorunlarına da bağlı olabilir. Bu durumda mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz. Bebeğin günlük protein ve enerji alımı hesaplanarak, eksiklik protein ve enerji takviyesi ürünleri ile tamamlanabilir.

2009 BİKİNİ MODASI